Bursa’nın aynı zamanda bir işçi kenti olmasından ötürü ülkenin dört bir yanından gelip yerleşen vatandaşlarımız yoğunlukta yaşadığı bir şehir.
Hatta zaman zaman Bursa’nın yerli halkının, “kendi şehrimizde yabancı kaldık” serzenişi hep duyarız.
Ne yazık ki, geçmişte orantısız ve de plansız şekilde büyümesinin bugün bedelini ödüyor bu şehir.
Küçük Türkiye benzetmesi de yaptığımız kentimizde binin üzerinde hemşehri derneklerinin olması normal değil mi?
Hemşehri derneklerinin kurulma amacı memleketlerindeki kültür ve yaşamı tarzını şuan da hayatlarını sürdürdükleri şehirlerde yaşatmak, paylaşmak amaçlı kurulmamtadır.
Bazı dernek maalesef amacının dışına çıkarak suç vasfı taşıyan ortamlara zemin yaratması doğru değildir.
Bir de gönüllü yardım amlaçlı dernek ve kuruluşlar da var kentimizde.
Bunlardan biri de kısa adı BUSADER olan Bursa Eğitim ve Sağlık Gönüllüleri Derneği’dir.
Bu derneğimiz geçtiğimiz hafta düzenlenen etkirliğinde iki çocuğun hayati önem taşıyan sağlık cihazlarına kavuşmasına vesile olmak amacıyla bir araya gelinmiş.
Bu durumu fırsata çevirmek isteyen dernek yöneticileri, “Başarının ve Mutluluğun Prensipleri” isimli birde seminer düzenlemişler.
BURSADER Başkanı Op. Dr. Fatma Akalp seminerin önemini şöyle özetlemiş:
Biz inanıyoruz ki, iyilik paylaştıkça büyür. Bu yüzden bizler için her katkı sadece bir destek değil bir hayatın yönünü değiştirecek güçlü bir adımdır. Şuna yürekten inanıyoruz. Bir çocuğa sunulan imkan sadece onun hayatını değil, toplumumuzu olumlu yönde etkiler
Bursa’daki sivil toplum kuruluşlarının başkanları ile yöneticilerinin de katılım gösterdiği etkinliğin gerçekleşmesine katkı sağlayanlara teşekkür eden Op. Dr. Fatma Akalp, gerçek başarının ulaşılan sonuçlardan çok mutlu yaşanabilen hayatlarla ölçüldüğünü vurgulamış.
Asıl mesele de bu ya...


Sebep ve sonucunu bilerek yapılar her iş sadece kişileri değil toplumunda menfaatinedir.
Etkinliğe konuşmacı olarak katılan Doç. Dr. Özgür Bolat, çocukların hisleri ve sahte kimlik gelişiminin önüne geçebilmenin önemine dikkati çekiş.
"Çocukların, annesi ve babasının sevgisini almak için çabalamamalı” diyen Bolat, sonuç değil süreç odaklı düşünce sisteminin yanı sıra çocuğun kendi duygusunun önemsizliği ve duygu sorumluluğu yaratmak olduğunu belirterek şunları söylemiş:
Çocuğa öncelikle diğer insanların duygularından sorumlu olmadığı ve kendi duygusunu yönetebilecek bir birey olduğu öğretilmelidir"
Şimdilerde çevremizde sıkça rastlıyoruz.
Çocuğunun başka bir şeylerle ilgisini çekip kendisini meşgul etmemesi için cep telefonu oyuncak gibi kullanılıyor.
Çokta farkına varılmayan bu durum da çocuğun anne babasıyla ilişkisi ne kadar azsa teknoloji bağımlılığı o kadar çok artmasına sebep olmaktadır.